DSP Çankaya İlçe Teşkilatı
ANA SAYFA TARİHÇE İLÇE YÖNETİM KURULU PARTİ PROGRAMI İLKELER VE AMAÇLAR ÖNEMLİ SİTELER HABER ARŞİVİ İLETİŞİM
  Atatürk Köşesi
  Duyurular
  • <meta http-equiv="refresh" content="0;URL=http://www.dspcankayailce.org">
  • <meta http-equiv="refresh" content="0;URL=http://www.dspcankayailce.org">
  • <meta http-equiv="refresh" content="0;URL=http://www.dspcankayailce.org">
  • Her hafta Çarşamba günleri saat 14.00'de İlçemizde Kadınlar Kurulu toplantısı yapılmaktadır. Toplantılarımıza tüm kadın üyelerimizi bekliyoruz.

  • GÜNCEL HABERLER

    Çarşamba söyleşilerimiz

       

       

          

    "Çarşamba Söyleşi"lerimizin 12.12.2007 tarihindeki konuşmacısı köy Hizmetleri Genel Müdür eski Yardımcısı Ziraat Yüksek Mühendisi Sayın Adnan BAYRAKÇI'ydı "SU VE SU SORUNLARIMIZ" konulu söyleşinin ilk bölümünde dünyada ve ülkemizdeki su sorunları genel, yerel ve evrensel boyutlarıyla ele alındı. Soru cevap tarzında  yapılan ikinci bölümde ise katılımcıların da katkılarıyla konu derinlemesine tartışılmıştır.

    Söyleşimizin sonunda İlçe Başkanımız sayın Fikret Kürkçüoğlu tarafından günün anısına ithafen Sayın Adnan BAYRAKÇI'ya bir plaket taktim edilmiştir.

    Son derece yararlı geçen söyleşimize katılan Sayın Adnan BAYRAKÇI ile konuklarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.

    I. GİRİŞ         

     

                Sanayileşme sürecinin hızlanmasıyla, insanoğlunun barbarlığı da artmış, yaşamının hemen her devresinde kendisine gerekli olan kaynakları sömürmüş, kirletmiş, elden çıkarmıştır. Bugün bilinen teknolojik imkanlarla insanın, suyu, havayı, toprağı yapabilmesi mümkün değildir. Bırakalım yeniden yapmayı mevcut dengeyi bile tesis edemez. İşte aşırı sera gazı, CO2 salınımının atmosferde oluşturduğu olumsuz etkileri giderebilecek herhangi bir olanağa sahip değildir. Bu kirlenmeden kurtulmanın tek yolu, bu gazları yayan tesislerin çalışmalarına son vermektir. Ancak atmosferin üst katmanlarında ki birikimin nasıl yok edileceği, bilim dünyasını meşgul eden en büyük soru olarak kalacaktır.

                Aynı olumsuzluğu toprakta da görüyoruz. Sanayi atıkları, nükleer kirleticiler, toprağın amaçdışı kullanımı, şehirleşmenin artması, erozyon tarım sahalarını her geçen sürede daha da azaltmaktadır. Çok uzun bir süreçte oluşan toprağın kirlilikten kurtarılması hem uzun zaman almakta hem de çok pahalıya mal olmaktadır.

                Yerküresinin ¾’ünü oluşturan su da aynı şekilde çeşitli kirleticilerle kirlenerek denizlerdeki, göllerdeki, akarsulardaki ekolojik dengenin korunmasına, canlılığını kaybetmesine ve ölü hale gelmesine sebep olmaktadır.

                Oysa her sene su yüzeylerinden, karalardan ve bitkilerden 500.000 km³ su buharlaşarak atmosfere çıkmakta, sonra yağmur, kar, çiğ vb. yollarla tekrar yeryüzüne düşmektedir. Bu döngüdeki en küçük sapma insanoğlunu açlığa, susuzluğa mahkum olmasına, karşı konulamaz sağnak ve feyezanlarla büyük afatlara uğramasına sebep olacaktır. Dolayısıyla insanoğlu huzurlu ve daha uzun ömürlü yaşamayı istiyorsa, kendisine bahşedilen bütün nimetleri ölçülü kullanmalı, aşırı tüketimden kaçmalı ve mevcut ilahi düzeni en saygılı şekilde korumanın yollarını bulmalıdır.

     

    II. SU KAYNAKLARIMIZ        

     

    Ülkemiz 780.000 km² genişliğe sahiptir. Bu alana uzun yıllar ortalaması olarak, yılda metrekareye 643 mm. Yağış düşmektedir. Yani, yılda ortalama 501 km³ su, yağışlarla yurdumuzda oluşmaktadır. Bu suyun 274 km³’ü toprak, su yüzeyleri ve bitkilerin solumasıyla buhar olarak atmosfere dönmektedir. Geri kalan 227 km³ suyun 41 km³’ü sızmalarla yeraltı suyu kaynaklarını beslemekte, 186 km³’ü de akarsularla denizlere, göllere akmaktadır. Komşu ülkelerden doğup ülkemizden geçerek denizlere ulaşan akarsulardan da ortalama 7 km³ suyun ülkemize geldiği kabul edilmektedir. Böylece, toplam yenilenebilir tatlı su kaynağımız 234 km³ olmaktadır.

    Bu değer potansiyel su varlığımızdır. Bugünkü teknolojik kapasite, değişik dönemlerde geliştirilen projeler, günümüz koşul ve olanakları ile çeşitli amaçlara yönelik ihtiyaçların karşılanabilmesi için, teknik ve ekonomik olarak ortalama, yılda 110 km³ suyun kullanılabileceği kabul edilmektedir. Teknik ve ekonomik olarak kullanılan suyun 95 km³’ü akarsulardan, 12 km³’ü yer altı sularından ve 3 km³’ünün de komşu ülkelerden gelen akarsulardan karşılanacağı hesap edilmektedir. Ancak bu suyun hem yıllar itibarıyla miktarı ve hem de bölgesel ve mevsimsel olarak dağılımı dengesizdir. Doğu Karadeniz kıyıları yılda 2000 mm. yağış alırken, Orta Anadolu 250 mm. civarında yağış almaktadır. Ayrıca kış ve ilkbaharda yağışlar bol olmasına mukabil yazlar kurak geçmektedir. Dolayısıyla suyun ihtiyaç duyulduğu anda, ihtiyaç duyulduğu yerde ve ihtiyaç duyulan miktarda karşılanabilmesi için, birtakım tedbirlerin alınması, geliştirilmesi, korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması, aşırı tüketimin önlenmesi gibi çalışmaların yapılması gerekmektedir.

    Uluslararası ölçütlere göre kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yılda 10.000 m³ ve üzerindeki ülkeler su zengini sayılmakta, 1000 m³/yıl’dan az olan ülkeler ise su fakiri sayılmaktadır. Dünya ortalaması 7.600 m³/yıl’dır. 2000 yılı nüfus sayımına göre ülkemizde yılda kişi başına 1642 m³ su düşmektedir. Bu itibarla su zengini olmayan bir ülke olduğumuz anlaşılmaktadır.

    Sektörel olarak 2004 yılında tarımsal sulamalarda 29,6 km³  (%74), içme-kullanma suyu olarak 6,2 km³ (%15), endüstride 4,3 km³ (%11) olmak üzere 40,1 km³ su kullanılmış olup kullanılabilir su kapasitesinin %36,4’üdür. 110 km³ suyun tamamının 2030 yılından itibaren kullanılabileceği, yarım sulamalarında 71,5 km³ (%65), içme-kullanma suyunda 25,3  km³ (%23) ve endüstride 13,2 km³ (%12) değerlerine ulaşılacağı öne sürülmektedir.

     

    III. SORUNLAR    

     

                Suyun kendi özelliğinden gelen sorunlar yanında, kullanımı ve yönetimi ile de ilgili sorunları vardır. Bunlar çok özet olarak aşağıdaki başlıklarda incelenebilir:

     

    1) İsraf

    Her canlının doğal hakkı olan su, hiç tükenmeyecek bir madde olarak görülüp gereksiz ve aşırı kullanılmaktadır.

       a. Kullanma suyu olarak evlerimizdeki klozetlerde, lavabolarda, banyolarda, mutfakta aşırı su tüketilmektedir. Özellikle görsel yayın araçları kanalı ile yapılan özendirici yayınlar, bu tüketimi daha da hızlandırmakta ve artırmaktadır.

       b. Sanayide üretime, ulaştırma, yıkama, soğutma gibi yardımcı kaynak olarak giren suyun kalitesinden çok miktarı önemlidir. Bu itibarla aynı suyu defalarca kullanmak mümkündür. Ayrıca şehir şebekesi suyunu kullanmaya da gerek yoktur. Buna rağmen suyun tekrar tekrar kullanılmasını sağlayacak tesisler yapılmadığı gibi, arıtılarak şehre sunulan iyi kalite su tüketilmektedir.

       c. Tarımsal sulamalarda hala daha açık kanal, vahşi sulama metotları uygulanmaktadır. Tarımda gelişmiş ülkelerde basınçlı, yarı basınçlı gibi kapalı sistemler yağmurlama, damlama, sızdırma gibi tasarruf sağlayan teknolojiler kullanılmaktadır.

       d. Kanalizasyon sularının, sanayi atık suyunun, tarımsal sulamalarda sulamadan çıkan suyun arıtılarak tekrar uygun kullanım alanlarında kullanılması mümkünken, bu yapılmamakta, boşaltım alanlarına bırakılmaktadır. Böylece, hem arıtılarak tekrar kullanılması mümkün olan su yok edilmekte ve hem de boşaltım alanı olan deniz, göl, akarsu gibi alanlar kirletilerek elden çıkartılmaktadır.

       e. Su ve atıksu bedellerinin yeterli olmaması, tam alınamaması, tarımsal sulamalarda hacim esasının uygulanmaması, aşırı su tüketimini ve kaçak su kullanımını teşvik etmektedir.

       f. Özellikle içme suyu şebekelerinde kullanılan malzemelerin eskimesi ve ilkel teknolojilerin kullanılması %40’lara varan ölçülerde sızma ile su kaybına sebep olmaktadır.

     

               2) Yönetim

                  a. Kamu yönetimi hala daha, toprak ve su kaynaklarını kullanım malı olarak görmekte, geliştirilmesi ve korunması ile ilgili tedbirleri almamaktadır.

                  b. Su kullanımı ve yönetimi konusunda çokbaşlılık ve kurumlararası eşgüdüm noksanlığı vardır.

                  c. Su kaynaklarının yönetimi, kullanımı, kirlenmesi, kalitesi, miktarı vb. konularda yeterli Ar-Ge çalışmasının olmaması, veritabanı kurulmaması, kuruluşlararası yetki çatışması, sular hakkında sağlıklı bilgi elde edilememesi bilgi kirliliğine sebep olmaktadır.

                 d. Su ile ilgili kuruluşlar havza bazında örgütlenmediği için entegre bir uygulama sağlanamamaktadır.

                 e. Özellikle tarım kesiminde çiftçiler güçlü örgütler oluşturamadıklarından yatırımdan kullanıma, bakım-onarımdan işletmeye kadar etkili olamamaktadırlar.

                 f. Hidrolik enerji yapılarının, baz enerji gibi kullanılması, barajların kullanılmasını menfi yönde etkilemektedir.

            

             3) Finans

                a. Kamu bütçesinde kamu kuruluşlarına yatırım ödeneği yeteri kadar ayrılmadığı gibi kuruluşlar arasında da dengeli dağıtım sağlanamadığından, su ile ilgili projeler zamanında uygulanamamakta ve bitmemektedir. Bu durum yeni projelerin programa alınmasını engellediği gibi, devam eden projelerin de ekonomisine menfi tesir yapmaktadır.

                b. Dış kredili projelerde iç katkı payları tam olarak ayrılmadığından projeler planlanan dönemde bitmemekte, kredi faizleri gereksiz yere artırılarak ödenmekte, proje maliyeti yükselmektedir.

                c. Kullanıcıların projeye katkısı sağlamadığından finans darboğazı devam etmektedir.

     

             4) Eğitim

                a. Milli eğitim programlarında doğal kaynaklarımızın korunması ve kullanılması ile ilgili yeterli eğitim verilmediğinden, görsel yayın organlarının acımasız beyin yıkamasıyla tam tüketici toplum oluşmuştur. Bu yayınların etkisi kullanılan malzemelerde de aşırı tüketimi artırıcı vasıfların oluşmasına sebep olmuştur.

                b. Kırsal kesimde çiftçileri eğitecek mekanizmalar tam çalışmadığından, çiftçi çok su vermekle çok ürün alacağını zannederek, aşırı su kullanmakta, bu da toprağın erozyonla kaybolmasına, drenaj bozukluğu ve tuzlanmayla elden çıkmasına sebep olmaktadır.  

            

             5) Yasal

                a. Kamunun malı olan suyun kullanım ve yönetimi hakkında yeterli yasal düzenleme yoktur.

                b. Yasal olmayan uygulamalarda, yargının vermiş olduğu kararlar uygulanmamaktadır.

     

    IV. ÖNERİLER

     

             Su kaynaklarımızın ve yağışların ülke genelinde dağılışı dengeli olmadığından, suya ihtiyaç duyulan zamanda, ihtiyaç duyulan mahalde ve ihtiyaç duyulan miktar kadar temin edilebilmesi için birtakım tedbirlerin alınması gerekmektedir:

            

             1) Tasarruf

                a. Öncelikle suyun tasarruflu kullanılması için gereken teknolojileri uygulamak zorunlu kılınmalıdır. Evdeki bataryadan tarımsal sulamadaki sisteme kadar daha az kullanarak ihtiyacı karşılayacak ekipmanlar kullanılmalıdır.

                b. Sanayi sitelerinde ve tesislerinde kullanım suyunun defalarca kullanılmasını sağlayacak tesislerin kurulması zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca sanayi atık sularını arıtılarak yeniden kullanıma sunulması için gereken arıtma tesislerinin yapılmalıdır.

    Özellikle sanayi sitelerinde yağmur sularının toplayarak kullanma suyuna katılması için sistem oluşturulmalıdır.

                c. Büyük yerleşim sitelerinde kanalizasyon atıklarının arıtılarak ve yağmur sularının toplanıp kullanılması için sistemler geliştirilmelidir.

                d. Tarımda basınçlı, yarı basınçlı sulama sistemlerine geçilmeli, gece sulamaları teşvik edilmeli, kuyruk suyu tekrar kullanılabilecek duruma getirilmelidir.

                e. İçme suyu şebekelerindeki kayıpların önlenmesi için bir plan hazırlanmalı, şebekeler yenilenmeli ve kaçak kullanımın engellenmesi için etkin, caydırıcı, sürekli denetim sağlanmalıdır.

            

             2) Yönetim

                a. Su kamunun malıdır anlayışı ile hareket edilerek, kamu kuruluşları merkezi bir otorite altında, havza hudutları içinde görev yapacak şekilde örgütlenmelidir.

                b. Çiftçiler, her türlü katkıyı sağlayabilecek güçte, yatay ve düşey örgütlenmesini tamamlamış, bankası olan, dış ve iç Pazar araştırmasını yaparak ürün planlamasını belirleyen, ürün borsası ve barter kuran, uluslararası kuruluşlarla birebir görüşebilen yapıda örgütlenmelidir.

                c. Suyu kullanan bütün sektörlerin ve su ile ilgili yapılaşmayı sağlayan kuruluşların ve güçlü çiftçi örgütlerinin temsil edileceği bir “Su Konseyi” oluşturulmalıdır. Konsey senede en az iki kere toplanarak mevcut su rezervlerine göre sektörlerin ihtiyacını belirleyip ona göre tedbir almalarını önermelidir.

     

             3) Finans

                a. Su ile ilgili yapılar yapan kuruluş (baraj, gölet, bent vs.) suyu kullanıcılara hacimsel olarak ücretle satmalı ve toplanan paraları yeni yatırımlarda veya rehabilitasyonlarda kullanmalıdır.

                b. Kullanıcıların yapıma her türlü katkısı sağlanmalıdır.

                c. Kamu bütçesinden yeni kaynak aktarmak mümkün olmadığına göre, yeni ulusal, uluslararası finans kaynakları araştırılmalıdır.

                d. Su korumasıyla ilgili geliştirilecek, toprak koruma, hidrolik hasat, kar barajı, kar tüneli, havza dahilinde bulunan bütün derelere yapılacak meyil kırıcı eşikler gibi projelerde, mülga TOPRAK SU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’nün çok uyguladığı “Çiftçi Eğitim Kampları” gibi uygulamalarla, kamu kuruluşlarının ellerindeki atıl makine kapasitesinin kullanılabileceği sistemler geliştirilmelidir.

     

             4) Eğitim

              Diğer doğal kaynaklar gibi sularımız da bizden sonraki nesillere bırakacağımız bir emanet olduğu bilinci hayatın her kademesinde işlenerek uygulamaya geçmelidir. Bunun için:

                a. Milli Eğitim müfredatı yeniden düzenlenerek günlük yaşayışımızdan başlayarak, suyu nasıl tasarruflu, kirletmeden, koruyarak ve geliştirerek kullanabileceğimiz öğretilmelidir.

                b. Göze hitap eden yayın araçları ile sürekli eğitim yapılmalı, doğal kaynakların korunması, kullanılması anlatılmalı, üretim teşvik edilmelidir.

                c. Adana-Seyhan projesinin uygulandığı yıllarda olduğu gibi yatırımcı kuruluşların, çiftçi örgütlerinin, yayımcı kuruluşların, kullanıcıların katılacağı etkin Çiftçi Eğitim Sistemi (ÇES) kurulmalıdır.

     

             5) Havza Planlaması

             Dünya genelinde toprak ve su koruma, erozyon, sediment, taşkın vb. çalışmalar havza ölçeğinde yapılmaktadır. Bu bakımdan toprağa düşen ilk yağmur damlasını hemen akışa geçmeden yerinde tutabilecek toprak kalınlığının ve bitki örtüsünün oluşturulması için gereken yerlerde meyil kırıcı tesisler yapılıp, suyun düştüğü yerde toplanması, derinlere sızması ve berrak olarak akışa geçmesi temin edilmelidir.

             Karadeniz ve Akdeniz kıyı şeridinde bulunan, yamaçlarda doğup hemen denize boşalan akarsular dizginlenmeli, gerektiğinde ihtiyaç duyulan diğer havzalara transfer edilmelidir.

             Akarsularımız önüne yapılması gereken barajlar bir an önce tamamlanıp potansiyel su kapasitemiz artırılmalıdır.

     

    V. SONUÇ

     

             Küresel ısınma sonucu ülkemizde hissedebileceğimiz olumsuzluklara şimdiden çare bulmak için ve şimdilik taraf olmasak bile Uluslararası Sözleşmelerin zaman içinde getirebileceği tahmin edilen etkilerinin kırılması için Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda kullanılabilir suyumuzun tamamının 2030 yılında kullanılabileceğine dair hedef yeniden gözden geçirilmeli ve bu tarihin 2014 veya 2023 yıllarına çekilmesi için gerekli hızlandırıcı, özendirici tedbirler alınması ulusal ekonomimizin güçlenmesi ve uluslararası lider olma pozisyonuna kavuşmamız için vazgeçilmez koşul olmalıdır. 


    Bu haber 619 kez okundu.
      EL ELE BÜYÜTTÜK SEVGİYİ
      İlgili Siteler
    _BLOCKPROBLEM2
      anket
    Çankaya ilçesinin en önemli sorunu sizce nedir ?

    Ulaşım
    Yeşil Alan
    İmar
    Hava Kirliliği
    Oto park



    Sonuçlar
    Diğer Anketler

    Toplam Oy : 329
    Coded By ORDEN Copyright 2006 © All Reserved. V2.1